Wednesday, December 03, 2008

Sosyalizm ve Marx Üzerine İki Not

Ekonomik kriz derinleştikçe serbest piyasa modelinin tüm zaafları ortaya çıkıyor. İnsanlar her şeyi metalaştırma sürecinin kendi başına bırakıldığında, toplumsal yaşamı nasıl yıkıma sürüklediğini yeniden anımsıyorlar.

Sermaye ve onun organik entelektüelleri için çok zor bir durum doğrusu. Sermaye yıllardır, adeta bir yeryüzü cennetinde yaşıyordu. Denetim yok, engel yok, toplumsal sorumluluk yok! Onun organik entellerine gelince; 25 yıldır serbest piyasa okudular, serbest piyasa okuttular. Şimdi birincisi, denetim talepleri yükseldikçe bu yeryüzü cennetinden kovulmak üzere olduğunu seziyor. Öbürüyse, panik halinde, kendini olumlama, hâlâ bir işe yarayabileceğini kanıtlama savaşı veriyor. Ama ben uyarmıştım” Ya daà la Greenspan, “gerçeklik ideolojime uymuyormuş”. Tabii bir de şu var:“Evet, kapitalizmde buhranlar oluyor ama bu buhranlar devlet müdahalesiyle gideriliyor, kriz sonrasında daha üretken bir ekonomik sürece giriliyor…” Halbuki“Sovyet laboratuvarındaki yetmiş yıllık uygulama da göstermiştir ki, ‘piyasa’ ve‘üretim araçlarının özel mülkiyeti’olmadan modern bir ekonominin işletilmesinin sihirli formülü (henüz) yoktur.”

Ben bu ruh halini “Pamuk Prenses”masalındaki kraliçenin histeri nöbetine benzetiyorum. Sürekli aynaya bakıp,“var mı benden güzeli?” durumları…Şimdilik yok. Ama tarih bize ne gösteriyor? Eğer ayna “var” derse,bıçak, zehirli elma vb. O zaman“demokrat aydın” maskesinin düşeceğine emin olabilirsiniz!

Sosyalizm

Kapitalizmin seçeneği olmadığını iddia edenlerin iki temel sorunu var. Birincisi felsefi (ve psikolojik) bir sorun. Hiçbir“üretim tarzı” sonsuza kadar var olamaz. Bir sistemin egemen güçleriyle, onlardan beslenenler bunu arzu edebilirler, ama “her şey değişir”.Durumlarını koruma saplantısı, kapitalizmle, tanrı düşüncesini birbirine karıştırmaya kadar itiyor bu histerinöbetini

İkinci sorun kapitalizmin “gerçeğiyle”,sermaye ile ilgili. Sermaye sürekli eşitsizlik yaratır, siyasi baskıya yol açar, hem rekabeti hem bireysel özgürlükleri sınırlar. Sermaye, insanın hazlarına, acılarına duyarsız olduğundan hareketi bir noktadan sonra insana akıl dışı” olarak gözükmeye başlar: Bir tarafta büyük zenginlik ve iktidar birikir, diğer tarafta büyük yoksulluk, çaresizlik… İnsan aklı bir yerden sonra bunu kabul etmez, özellikle ikinci kesimde yaşıyorsa.

Sosyalizm, kapitalizmin bu “akıl dışı”özelliklerinden kurtulma, bir çıkış yolu arama çabasından başka bir şey değildir. Eğer kapitalizmin toplumsal, ekonomik, ahlaki koşullarından hoşnut değilseniz “sosyalizm” mutlaka ilginizi çekecektir.

70 yıllık Sovyet deneyi, bir ülkede kapitalizmden çıkma çabasıydı. Başarılı olamadı. 300 yıllık kapitalizmin deneyi ise bu modelin nasıl “işlediğini” bir ülkede değil, tüm dünyada, defalarca, nihayet sonunda gezegenin ekosistemini tehlikeye atarak gösterdi.

Marx

Marx modern zamanlarda savları en çok (!) çürütülen bir düşünür. Ama nedense “çürütme” çabası asla bitmez. Hiçbir şey olmasa bile, bu sonu gelmez “çürütme” çabası, Marx’ın savlarının gücünü, yarattığı rahatsızlığı kanıtlamaya yeter. Tabii bir sorun daha var.

Marx kapitalizmden çıkmak isteyenlere sistemin iç çelişkilerini, krizlerin, haksızlıkların kaynaklarını açıklar. Üstelik bu açıklamayı, hırsızlık gibi ahlaki olgulara, yönetişim zaaflarına bağlamadan gerçekleştirir.

Ama, Marx ve Engels’in birlikte ürettikleri külliyat her biri 400-500 sayfalık 52 cilttir. Bırakın bu 52 cildi, üç ciltlik Kapital, 600 sayfa Grundrisse bilebir tutku, etik gereksinim ve yaşamsal beklenti olmadan okunacak şeyler değildir. Hele ek olarak 150 yıllık tarihin (Lenin, Plakhanov, Troçki, Gramsci, Rosa…) her ülkenin yerel çabalarının ürettiği yüzlerce cilt…

Marksizm eleştirmenleri bunları okumazlar, genellikle birbirlerini dinleyip arada sırada bir iki referans kitabına bakıp yazarlar; sonuçta, çoğu kez Marx’ı değil kendi durumlarını açıklamış olurlar.

Güncel bir örnek vermek gerekirse, Marx’ın Din, ezilenlerin afyonudur”sözünü alabiliriz. Metni okumadan, bugünkü kültürel bağlam içinde bu söze bakanlar, Marx’ın ezilenleri aşağıladığını sanabilirler. Halbuki Marx aynı paragrafta, din için “kalpsiz dünyanın kalbi” ifadesini kullanır.“Afyon” ise o metinde bir keyif maddesi değil, bir ağrı kesici, dünyanın ağrılarına katlanmanın bir yoludur; ama her ağrı kesici gibi ağrının nedenlerini ortadan kaldırmaz. Sosyalizm ise işte bu ağrının nedenlerini ortadan kaldırmakla ilgili bir niyetin ve çabanın adıdır.

No comments: