ABD’nin 11 Eylül 2001’den sonra gündemine aldığı “imparatorluk” projesiyle,
hem federal hükümeti kilitleyen, bir borç krizinin eşiğine getiren
tıkanma, hem de ABD’de cumhuriyetin demokratik içeriğinin boşaltılarak
hayalete çevrilmesi arasında yakın bir ilişki var.
İmparatorluk
projesini, dünyadaki gücünü korumak, dünyada ya da bölgesinde güç olmak
gibi amaçlarla birlikte düşününce konunun bizi de ilgilendirdiğini
görebiliriz.
(...)
Yazının devamı için "tık"layınız
Wednesday, October 23, 2013
Wednesday, October 16, 2013
'Uçurumun' Kenarından Notlar
IMF, Dünya Bankası başkanlarının uyarılarına bakılırsa ABD
parlamentosunda, federal bütçe, borçlanma sınırının artırılması
pazarlıklarında yaşanan tıkanma dünya ekonomisini bir uçurumun kenarına
getirmiş. “Piyasalar” ise hâlâ ABD’nin sonunda doğru şeyi yapacağına inançlı görünüyor. Ünlü yatırımcı Buffet, “Bunlar çılgınlığın eşiğine kadar gider, ama sınırı aşmaz”, Goldma Sachs’ın eski CEO’su Paulson da “Bunlar analarını rehin alırlar, ama asla vurmazlar” diyor. Ya vururlarsa?
Çılgın ama mantıksız değil
(...)
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Çılgın ama mantıksız değil
(...)
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Wednesday, October 09, 2013
ABD Yönetiminde Tıkanma
Geçen hafta boyunca dünya basını ABD yönetimindeki tıkanmayı konuşuyordu. Hâlâ konuşuyor. Federal (merkezi hükümet) bütçe Cumhuriyetçi parti (GOP) temsilcileri engellediği için onaylanamıyor. Federal hükümetin kimi bölümleri “kepenk kapatmaya” başladı. İkinci konu da federal hükümetin borçlanma tavanının yükseltilmesiyle ilgili. GOP’nin meclis temsilcileri buna da karşı.
ABD’de çok önemli bir güç olan mali piyasalar şimdilik federal bütçenin nasıl olsa bir aşamada onaylanacağından emin, ortaya çıkan sorunların da hızla giderileceğini düşünüyorlar. Bütçe konusunda mali piyasaları doğrudan etkileyen bir durum yok. Borçlanma tavanına gelince, durum tamamen farklı.
Borçlanma tavanı yükseltilemez, federal devlet borçlanma, borç ödeme kapasitesini kaybederse ABD mali piyasaları, uluslararası piyasalar doğrudan etkilenecek. Sert bir mali sarsıntı olasılığı yüksek.
Şimdilik, mali piyasalarda “Evet uçurumun kenarında kavga ediyorlar, ama son anda uçurumun kenarından geri çekilecekler” diye düşünenler çoğunlukta. Ancak bir yorumcunun vurguladığı gibi esas sorulması gereken soru şu: “Bunların uçurumun kenarında ne işi var?” Bu sorunun cevabı da ABD’de yaşanmakta olan derin toplumsal çatlamayla ilgili. Devletteki tıkanıklık bu toplumsal çatlamanın yansıması.
‘Yeni Güneylilerin yükselişi’
(...)
Yazının devamını okumak için "tık"latınız
ABD’de çok önemli bir güç olan mali piyasalar şimdilik federal bütçenin nasıl olsa bir aşamada onaylanacağından emin, ortaya çıkan sorunların da hızla giderileceğini düşünüyorlar. Bütçe konusunda mali piyasaları doğrudan etkileyen bir durum yok. Borçlanma tavanına gelince, durum tamamen farklı.
Borçlanma tavanı yükseltilemez, federal devlet borçlanma, borç ödeme kapasitesini kaybederse ABD mali piyasaları, uluslararası piyasalar doğrudan etkilenecek. Sert bir mali sarsıntı olasılığı yüksek.
Şimdilik, mali piyasalarda “Evet uçurumun kenarında kavga ediyorlar, ama son anda uçurumun kenarından geri çekilecekler” diye düşünenler çoğunlukta. Ancak bir yorumcunun vurguladığı gibi esas sorulması gereken soru şu: “Bunların uçurumun kenarında ne işi var?” Bu sorunun cevabı da ABD’de yaşanmakta olan derin toplumsal çatlamayla ilgili. Devletteki tıkanıklık bu toplumsal çatlamanın yansıması.
‘Yeni Güneylilerin yükselişi’
(...)
Yazının devamını okumak için "tık"latınız
Wednesday, October 02, 2013
'Gezi'den Füzelere...
ABD dış politikasında Ortadoğu’ya yönelik kritik bir ayar yapılırken mutlu bir rastlantı olarak Cumhurbaşkanı Gül ABD’deydi. Tam bu sırada, Başbakan 4 milyar dolarlık füze savunma ihalesini Çin’e vermesin mi?
Bir süredir, Erdoğan’dan ayrılıp Gül hayranlığı geliştirmeye başlayan liberal “kanaat” önderleri hemen bu mutlu rastlantının, füze ihalesinin üzerine eğildiler.
Bu vesileyle yine bir “ikiyüzlülük” komedyası şekillenmeye (demokrasi paketi içinde demokrasi aramaya devam ediyorum, bulursam o zaman yazacağım...) başladı...
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Bir süredir, Erdoğan’dan ayrılıp Gül hayranlığı geliştirmeye başlayan liberal “kanaat” önderleri hemen bu mutlu rastlantının, füze ihalesinin üzerine eğildiler.
Bu vesileyle yine bir “ikiyüzlülük” komedyası şekillenmeye (demokrasi paketi içinde demokrasi aramaya devam ediyorum, bulursam o zaman yazacağım...) başladı...
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Wednesday, September 25, 2013
Stratejik Derinlikten Stratejik Saçmalıklara...
Türkiye’nin “yalnız kaldığı” konuşuluyor. Siyasal İslamın kimi yazarlarına göre bu “onurlu” bir yalnızlık, kimilerine göre de aslında böyle bir şey yok. Sorun başka yerde.
(...)
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
(...)
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Wednesday, September 18, 2013
Eski Dünya Düzeni…
Eski dünya düzeni öldü ama öldüğünü bilmiyor. Yapısal kriz, mali
genişleme (siz küreselleşme olarak okuyabilirsiniz) hegemonyacının son
baharıydı. Son mali kriz, bir hegemonya boşluğu ortamında yeni
olasılıkları zorlamaya başladı. Dün dünle beraber gidiyor ama bugünün getirmekte oldukları henüz belirsiz.
(...)
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
(...)
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Wednesday, September 11, 2013
Stratejik, Trajik, Tuhaf - II
Pazartesi yazımda Suriye “krizinin” stratejik ve trajik boyutlarını irdelemeye çalışmış “tuhaflığın”
ise AKP Hükümeti’nin Suriye politikasıyla ilgili olduğunu yazmıştım.
Buna değineceğim ama önce bir ironiye işaret ettikten sonra...
Bugün 11 Eylül
Bundan 12 yıl önce New York’ta Dünya Ticaret Merkezi kuleleri, hâlâ tam olarak açıklanamayan bir saldırıyla çökmüştü. Saldırıda yaklaşık 3-4000 insan yaşamını yitirdi, ABD dış politikası, savunma stratejisi yeni bir yöne döndü. Bu yeni yönelimin adı daha sonra, Terörizme Karşı Küresel Savaş olarak vaftiz edildi. Bu savaşın açıklanan amacı El Kaide başlığı altında tanımlanan radikal İslamcı akımları yok ederek, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da ılımlı -İslam rejimlerinden oluşan bir siyasi- ekonomik hatta kültürel “ekosistemin” gelişmesine zemin hazırlamaktı.
Aradan geçen zamanda, Irak, Libya toplumları enkaza çevrildi.
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Bugün 11 Eylül
Bundan 12 yıl önce New York’ta Dünya Ticaret Merkezi kuleleri, hâlâ tam olarak açıklanamayan bir saldırıyla çökmüştü. Saldırıda yaklaşık 3-4000 insan yaşamını yitirdi, ABD dış politikası, savunma stratejisi yeni bir yöne döndü. Bu yeni yönelimin adı daha sonra, Terörizme Karşı Küresel Savaş olarak vaftiz edildi. Bu savaşın açıklanan amacı El Kaide başlığı altında tanımlanan radikal İslamcı akımları yok ederek, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da ılımlı -İslam rejimlerinden oluşan bir siyasi- ekonomik hatta kültürel “ekosistemin” gelişmesine zemin hazırlamaktı.
Aradan geçen zamanda, Irak, Libya toplumları enkaza çevrildi.
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Wednesday, September 04, 2013
Kapitalizmin Suriye Sınavı
Bu yazımda da “biraz” uzaktan bakmaya devam ediyorum. Kapitalizm ekonomik, siyasi, simgesel özellikleriyle, egemen duyarlılık biçimleriyle bir “yaşam dünyası” oluşturuyor.
Kapitalizm, ancak küresel çapta, tüm diğer yaşam dünyalarını dönüştürerek, yok ederek insan yaşamını sermaye birikim sürecinin gereksinimlerine tabi kılarak var olabiliyor. Bu yüzden bugün, “uygarlıklar” değil yalnızca bir uygarlık var: Kapitalist uygarlık. Suriye “sorununu” da bu bağlam içinde düşünmek gerekiyor.
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Kapitalizm, ancak küresel çapta, tüm diğer yaşam dünyalarını dönüştürerek, yok ederek insan yaşamını sermaye birikim sürecinin gereksinimlerine tabi kılarak var olabiliyor. Bu yüzden bugün, “uygarlıklar” değil yalnızca bir uygarlık var: Kapitalist uygarlık. Suriye “sorununu” da bu bağlam içinde düşünmek gerekiyor.
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Wednesday, August 28, 2013
İhvan Deneyimine Farklı Bir Bakış - II
Pazartesi yazımda, İhvan deneyiminden çıkarılabilecek dersleri
düşünürken altını çizdiğim gibi İhvan antikapitalist bir hareket değil.
İhvan’ın emperyalizm karşıtlığı daha çok kültürel özellikler taşıyor.
İhvan projesinin amaçladığı topluma, parlamenter, “barışçı bir yoldan” ulaşmayı
hedeflediğini açıklamasına karşın, devletten, toplumdan, emperyalizmden
gelen şiddetli ve şiddet içeren bir tepkiyle karşılaştı.
Bu kez, Yunanistan’da kapitalizm ve emperyalizm karşıtı olduğunu açıkça beyan etmiş bir sosyalist hareket, SYRİZA IMF’nin kemer sıkma, yaygın işten çıkartma içerikli neoliberal politikalarını ısrarla, acımasızca uygulayan hükümeti eylül ayında düşürmeyi, ilk genel seçimlerde de hükümet olmayı planlıyor.
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Bu kez, Yunanistan’da kapitalizm ve emperyalizm karşıtı olduğunu açıkça beyan etmiş bir sosyalist hareket, SYRİZA IMF’nin kemer sıkma, yaygın işten çıkartma içerikli neoliberal politikalarını ısrarla, acımasızca uygulayan hükümeti eylül ayında düşürmeyi, ilk genel seçimlerde de hükümet olmayı planlıyor.
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Wednesday, August 21, 2013
Nostalji, Melankoli, Paranoya
Yıllardır AKP’ye destek veren, liberallerde ve kimi “işbirlikçi sol”da, hatta AKP’nin kimi kendi yazarlarında, bir süredir nostaljiyle melankoli el eleydi. Mısır’da askeri darbe bir de paranoya ekledi bunlara. Şu iki saptama bu ruh halini çok iyi yansıtıyor: “Başlangıçta, demokratikleşme... ama sonra”, “Artık yalnız ve yorgun” veya “güçlenmemizi istemiyorlar.” “Eğer Olimpiyatları alamazsak... Geziciler.”
(...)
Yazının devamını okumakak için "tık"layınız
(...)
Yazının devamını okumakak için "tık"layınız
Wednesday, August 14, 2013
'Adalet' Üzerine Notlar
Ergenekon davasında “cezalar” açıklandığından
bu yana, cezalara ilişkin açıklanan gerekçe, kanıtlar ve yargılama
süreci sorgulanıyor. Cezaların ölçüsüzlüğü vurgulanıyor. Toplum bu
konuda ikiye bölündü. Bir kesim yargılamanın adaletsizliği, cezaların ölçüsüzlüğü üzerinde duruyor. Bir kesim de “Sorunlar var ama, demokrasi, vesayetin kırılması açısından olumlu bir gelişmedir” diyor. Zil çalıp oynayan “sosyopat”ları saymıyorum.
Ben, bu yargılama sürecinin, sonuçlarının hakikatinin, “adalet”, usul ve kanıt tartışmalarından başka, çok radikal bir ayrımda yattığını düşünüyorum.
Ergenekon davasının sonuçları üzerinde oluşan kamplaşmayı, Jacques Ranciere’in “Görüş ayrılığı, beyaz diyenle siyah diyen arasındaki bir çatışma değildir. Görüş ayrılığı, beyaza beyaz diyen ama beyazdan farklı şeyler anlayanlar arasındaki bir çatışmadır” uyarısıyla birlikte düşünmeye başlayabiliriz
Ergenekon davasındaki kutuplaşma, adalet kavramının içeriğinde anlaşan insanların, gerçekleşmesine ilişkin yaşadıkları bir görüş ayrılığından kaynaklanmıyor. Kutuplaşma adalet kavramının içeriği üzerinde oluşuyor. Bu, “görüş ayrılığının” ötesinde, çok vahim bir duruma işaret ediyor.
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Ben, bu yargılama sürecinin, sonuçlarının hakikatinin, “adalet”, usul ve kanıt tartışmalarından başka, çok radikal bir ayrımda yattığını düşünüyorum.
Ergenekon davasının sonuçları üzerinde oluşan kamplaşmayı, Jacques Ranciere’in “Görüş ayrılığı, beyaz diyenle siyah diyen arasındaki bir çatışma değildir. Görüş ayrılığı, beyaza beyaz diyen ama beyazdan farklı şeyler anlayanlar arasındaki bir çatışmadır” uyarısıyla birlikte düşünmeye başlayabiliriz
Ergenekon davasındaki kutuplaşma, adalet kavramının içeriğinde anlaşan insanların, gerçekleşmesine ilişkin yaşadıkları bir görüş ayrılığından kaynaklanmıyor. Kutuplaşma adalet kavramının içeriği üzerinde oluşuyor. Bu, “görüş ayrılığının” ötesinde, çok vahim bir duruma işaret ediyor.
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Wednesday, August 07, 2013
El Kaide'ye Bayram Hediyesi
Tam yeniden canlanan Filistin-İsrail “barış süreci” üzerine
düşünmeye hazırlanıyordum ki, ABD’nin, 9/11 öncesini anımsatan
yoğunlukta istihbarat alarak, Müslüman ülkelerde 22 temsilciliğini bir
süre için kapattığına ilişkin haber geldi.
ABD kamu diplomasisi çevrelerinden üretilen, “Bin Ladin öldükten sonra El Kaide yok olma sürecine girdi” söylemiyle çelişen böyle bir panik, aslında El Kaide’ye bayram hediyesi vermek anlamına gelmiyor mu?
ABD yetkililerinin, “Bakın Ulusal Haberalma Ajansı’nın (NSA), o kadar eleştirdiğiniz, dinleme veri toplama etkinlikleri ne kadar önemliymiş” gibisinden demeçleri (The Guardian 05/08), NSA skandalından sonra, ortada bir gündem değiştirme çabası olduğunu da düşündürmüyor değil. Böyle bile olsa bir “kaş yaparken göz çıkarma, dünya jeopolitiğinde pusulayı kaybetmeye başlama” durumu yok mu?
Düşünsenize, El Kaide parmağını kıpırdatmadan ABD’nin Afrika ve Ortadoğu’daki diplomatik yapılanmasını bir süre için felç etmiş, böylece küresel bir tehdit olmaya devam ettiğini, gücünden şüphe edenlere kanıtlamış olmuyor mu?
Yazının tamamnı okumak için "tık"layınız
ABD kamu diplomasisi çevrelerinden üretilen, “Bin Ladin öldükten sonra El Kaide yok olma sürecine girdi” söylemiyle çelişen böyle bir panik, aslında El Kaide’ye bayram hediyesi vermek anlamına gelmiyor mu?
ABD yetkililerinin, “Bakın Ulusal Haberalma Ajansı’nın (NSA), o kadar eleştirdiğiniz, dinleme veri toplama etkinlikleri ne kadar önemliymiş” gibisinden demeçleri (The Guardian 05/08), NSA skandalından sonra, ortada bir gündem değiştirme çabası olduğunu da düşündürmüyor değil. Böyle bile olsa bir “kaş yaparken göz çıkarma, dünya jeopolitiğinde pusulayı kaybetmeye başlama” durumu yok mu?
Düşünsenize, El Kaide parmağını kıpırdatmadan ABD’nin Afrika ve Ortadoğu’daki diplomatik yapılanmasını bir süre için felç etmiş, böylece küresel bir tehdit olmaya devam ettiğini, gücünden şüphe edenlere kanıtlamış olmuyor mu?
Yazının tamamnı okumak için "tık"layınız
Wednesday, July 31, 2013
'Büyük Durgunluk' Küreselleşiyor
Bu haftaki The Economist dergisinde “Büyük yavaşlama”
başlıklı bir yorum var. Yükselmekte olan ekonomilerde başlayan
yavaşlama, dünya ekonomisinde bir dönüm noktası oluşturuyormuş. Bu yeni
dönemde liberal ekonomik modele olan ilgi yeniden artabilir, Batı
özgüvenini biraz olsun yenileyebilirmiş. Ne diyelim? Çan seslerini
duymuş The Economist, ama kimin için çaldığını bilmiyor.
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Wednesday, July 24, 2013
Bir Yükselişin Hazin Öyküsü
Sinema endüstrisinin ilk dönemlerinde yapımcıların çok sık kullandıkları hazin öyküyü bilirsiniz. Kentin parlak renkli ışıklarının cazibesine kapılarak gelen genç adam/kadın, arzularını gerçekleştirme telaşıyla çok iyi anlayamadığı, aslında boyunu aşan işlerin içine düşer. Kahramanımız önce hızla yükselir, herkes dostudur, elinden tutmaktadır. Ancak, tam arzularının nesnesine ulaşacağı noktada, geldiği yükseklikte tutunamaz, büyük çarkın içine düşer, öğütülür gider.
Yükseliş...
AKP’nin, AKP’nin lideri, Başbakan Erdoğan’ın öyküsü henüz bitmedi ama bu hazin öyküleri anımsatmaya başladı.
Devamını okumak için "tık"layınız
Wednesday, July 17, 2013
Ortadoğu'da Kargaşa… Ve Düzen Arayışları
Alpaslan Işıklı Hocamızın yokluğunu fena halde
hissedeceğiz. İnançlı, kararlı, üretken, yüce gönüllü yaşamını,
düşünmeye zorlayan fikirlerini unutmayacağız.
***
Batı’da siyasal İslamın umut bağlanan kesiminin yönetimlerinin, Mısır ve Türkiye’de toplumsal muhalefetin duvarına toslaması, her iki ülkede de siyasal İslamın yönetimlerinin toplumsal muhalefet karşısında beklenen esnekliği gösterme, postkolonyal (“bağımsız” ama emperyalizmin müdahale düzeneklerini içinde taşıyan) devleti yönetme becerilerinden yoksun olduklarını ortaya koydu. Bu durum, “büyük güçler” açısından önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Siyasal İslamın ılımlı kesimi (Müslüman Kardeşler akımı ve benzerleri) iflas ettiğine göre bölgede, dolaylı yönetimin aracısı kim (ne) olacak?
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Batı’da siyasal İslamın umut bağlanan kesiminin yönetimlerinin, Mısır ve Türkiye’de toplumsal muhalefetin duvarına toslaması, her iki ülkede de siyasal İslamın yönetimlerinin toplumsal muhalefet karşısında beklenen esnekliği gösterme, postkolonyal (“bağımsız” ama emperyalizmin müdahale düzeneklerini içinde taşıyan) devleti yönetme becerilerinden yoksun olduklarını ortaya koydu. Bu durum, “büyük güçler” açısından önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Siyasal İslamın ılımlı kesimi (Müslüman Kardeşler akımı ve benzerleri) iflas ettiğine göre bölgede, dolaylı yönetimin aracısı kim (ne) olacak?
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Wednesday, July 10, 2013
Siyasal İslamın Sonbaharı - II
Türkiye ve Mısır’da yaşananlarla birlikte, Batı’da “ılımlı İslam”a
umut bağlayanların, Ortadoğu’da Müslüman kitlelerin, siyasal İslamın
projesine güvenlerinin tamir edilemez biçimde sarsıldığına işaret
etmiştim. Bugün bu gözlemimi daha geniş bir bağlama oturtmaya
çalışacağım.
Siyasal İslamın ekosistemi
Siyasal İslamın ortaya çıkışına, büyümesine olanak veren “ekosistemi” kısaca dört alt başlıkla betimleyebiliriz.
(...)
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Siyasal İslamın ekosistemi
Siyasal İslamın ortaya çıkışına, büyümesine olanak veren “ekosistemi” kısaca dört alt başlıkla betimleyebiliriz.
(...)
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Friday, July 05, 2013
Uçurumun Kenarında Mısır
Çarşamba gecesi Müslüman Kardeşler hareketine, Devlet Başkanı Mursi yönetimine
karşı gerçekleşen askeri darbeyi izlerken aklıma, çok bilinen bir fıkra
geldi: Şirketin, yeni genel müdürünün birinci yılını kutlamak için
yapılan toplantıda, kendini göstermek isteyen yalakalardan biri
kadehini kaldırmış: “Şirketimiz uçurumun kenarına gelmişti. Sayın müdürümüz cesaretle ileri doğru büyük bir adım attı...”
Mursi yönetiminin birinci yılı geride kalırken Mısır’da gerçekleşen askeri darbe, “ileriye doğu cesur bir adım mı”, yoksa bu adımı atmaya çalışanları geri çeken bir müdahale mi önümüzdeki günlerde daha açık bir biçimde göreceğiz.
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Mursi yönetiminin birinci yılı geride kalırken Mısır’da gerçekleşen askeri darbe, “ileriye doğu cesur bir adım mı”, yoksa bu adımı atmaya çalışanları geri çeken bir müdahale mi önümüzdeki günlerde daha açık bir biçimde göreceğiz.
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Wednesday, July 03, 2013
'İrhal!'
Hafta biterken The New York Times’tan David Kirkpatrick’in Kahire’den geçtiği yazıya göre, “sokakları çıra gibi olan Mısır, bir kıvılcım bekliyor”du.The Guardian’ın başyazısı “Mısır’ın Cezayir gibi olma riskinden” söz ediyordu. Pazar günü milyonlarca protestocu, Müslüman Kardeşler (MK) örgütünden gelen Devlet Başkanı Mursi’ye karşı “İrhal” (çık git) diye bağırıyordu. Yüz binlerce Mursi yanlısı da “Ölürüz de gitmeyiz” diye... (Al Ahram Daily, 01/07). Pazartesi günü ordu muhtıra verdi.
Bu çatışmanın geçici bilançosu, pazartesi sabahı itibarıyla, Mısır Sağlık Bakanlığı kaynaklarına göre en az 14 ölü, 900’den fazla yaralı, Müslüman Kardeşler’in Kahire merkezi ateşe verilmesi. (Al-Masri Al-Youm, 01/07)
Bu çatışmanın geçici bilançosu, pazartesi sabahı itibarıyla, Mısır Sağlık Bakanlığı kaynaklarına göre en az 14 ölü, 900’den fazla yaralı, Müslüman Kardeşler’in Kahire merkezi ateşe verilmesi. (Al-Masri Al-Youm, 01/07)
Seçimler ve ‘demokrasi’
Bir yanda, Mursi, MK taraftarları,“Biz oy aldık seçildik bir yere gitmeyiz” diyor. Buna karşılık, çığ gibi büyüyen bir muhalefet hareketi, Mursi’nin politikalarına karşı somut eleştirilerde bulunmuyor, yalnızca “İrhal” diye bağırıyor.
Bu durum bizi, yalnızca siyasal İslam ve seçimler ilişkisinin değil, seçimlerle demokrasi arasındaki ilişki de üzerinde düşünmeye zorluyor.
Bu durum bizi, yalnızca siyasal İslam ve seçimler ilişkisinin değil, seçimlerle demokrasi arasındaki ilişki de üzerinde düşünmeye zorluyor.
Friday, June 28, 2013
Financial Times Erdoğan'ı uyarıyor: Çok geç olmadan...
(...)
"With the Turkish lira and stock market under pressure, Mr Erdogan’s government may have had no choice but to acclaim a tactical withdrawal as a victory on the field.
"With the Turkish lira and stock market under pressure, Mr Erdogan’s government may have had no choice but to acclaim a tactical withdrawal as a victory on the field.
In another sign of caution on Mr Erdogan’s part, police, without using tear gas or water cannon, allowed thousands of protesters on Tuesday to fill up Istanbul’s central Taksim square. With Turkey’s international image badly tarnished, the authorities decided against a further show of overwhelming force against demonstrators who were careful not even to block the traffic.
In fact, Mr Erdogan’s power is more heavily constrained than his muscular, defiant response to the protests would suggest. His ambition of creating an executive-style presidency in time for the first direct elections to the post next year was checked well before the protests erupted by a lack of parliamentary support for the required changes to the constitution."
(...)
Wednesday, June 26, 2013
'Ah! Ne Büyük Reformcuydu'...
“Gezi Direnişi” olayının yankıları, verili “bilgi sistemini” delik deşik etmeye, iktidarı ayakta tutan, “fantezilerin” müstehcen doğasını sergilemeye devam ediyor.
Şimdi ışıkların altında, ortada kalan liberal entelektüeller, yeni şekillenen “iklime” uyum sağlamaya çalışıyorlar: “Zararın neresinden dönülse kârdır”! Ancak bunlar, dünkü tutumlarını savunmaktan vazgeçmiyorlar: “Ah o kadar büyük bir reformcuydu ki... Büyük düş kırıklığı içindeyim...”. Anlaşılan, “ne verdikleri zararı kavrayabilmiş, ne de yaşadıklarından bir şey öğrenmişler”... Bu kaygı verici!
İki suskunluk
Bugün, Erdoğan’dan yakınan, her belayı bir adamın kişiliğine bağlayan Batılı yazarların, yerli liberallerin iki konuda “suskun” kalmaları dikkat çekiyor.
Yazının devamını okumak için "tık"layınız
Subscribe to:
Posts (Atom)
